Ankara Fen Liseliler

arama

Üye Girişi

Haberler

Yayınlar

FLYG 2008'den Notlar PDF Yazdır ePosta
Önder Cem Sezgin tarafından eklendi   
Pazartesi, 15 Eylül 2008 06:49

Geçen yıl yaşadığımız fırtına deneyimi bu sene bizi ciddi olarak tedbirli yapmıştı bir kere. Daha Ankara’dan yola çıkmadan her türlü olasılık üzerinde epey kafa yoruldu, pek çok gereksiz malzeme de “n’olur, n’olmaz” denilerek yüklenildi ama neredeyse saat başı yaptığımız meteoroloji tahmin taramaları bırakın fırtınayı, rüzgar bile göremeyeceğimizi söyleyip duruyordu. Olsun, geçen sene yanılmamış mıydı tahminler? Bu sene yanılmayacağı ne belliydi???

 

Ama, yanılmadı!!!
Öyle olunca da bize de pek fazla anlatacak birşey kalmadı tabii. Geçen sene böbürlene böbürlene anlattığımız fırtına anılarımızın üzerine bu sene ne söyleyecektik ki???
Olsun, her FLYG Gezisi anlatılacak bir dolu hikaye taşır içinde, sen anlatmak iste yeter ki...


Neyse, 16 Mayıs akşamı Ankara’dan bindik otobüsümüze ve sabah Marmaris Albatros Marinaya vardık. Hemen kahvaltıya oturup karnımızı güzelce doyurduktan sonra hazırlıklara giriştik. Önceden alışveriş listesi tarafımdan en ince ayrıntısına kadar hazırlanmış, bir kısmı da Ankara’dan alınıp getirilmişti zaten. Kalan kısım için hemen görevliler belirlendi ve alışverişe gidildi. Bu arada bendeniz ve bir kaç ekip arkadaşım da tekneyi teslim alıp, sağını solunu iyice öğrenmeye çalıştık. 45 feet bir Jeanneau idi teknemiz. 10 yaşını geçmiş olmasına rağmen hala çok diri bir hanımdı. Hani “cami yıkılmış ama mihrap yerinde...” dedikleri türden. Derken alışveriş ekibimiz de geldi ve hızla tekneye yerleşip yola koyulduk. Diğer tekneler de birer birer açılmaya başlamışlardı zaten. Önce Marmaris Körfezi içinde yakalayabildiğimiz sağanaklarla yelken yapmaya çalıştık ama Yalancı Boğaz çıkışından sonra baktık ki rüzgar iyice düştü, biz de motora kuvvet yol almaya başladık. Hedef Aşı Koyu idi. Aşı koyuna Tanju Kaptan komutasındaki Caruso’yu takiben giriş yaptık ve demir atıp Caruso’ya da aborda olduk. Peşpeşe tüm filo gelip yanyana demirleyince o sakin koyda akşam 7 tekne ve 64 kişinin şamatası tüm yorgunluğumuzu alıp götürdü.



18 Mayıs sabahı uyanma, kahvaltı, toparlanma, denize girme filan derken bir de sudan top toplamaca yarışması çıktı ortaya. Aman suda top kalmasın, çevre kirliliği olmasın filan diye epey gayret sarfetti yarışmacı arkadaşlar; ama anlaşıldı ki önümüzdeki gezilerde kürek eğitimini de eklemek gerekecek. Neyse, zor olsa da tüm topların toplandığını gözümüzle gördükten sonra demir aldık ve açıldık. Hedefimiz Gemiler Adası Boğazı. Rüzgar kıtlığı yine bize motor sesi dinletti durdu. Bu arada bir yemek ve denize girme molası verip yola devam ettik, akşam boğaza demirledik. Ancak sabah bizim peşimizden demir almak isteyip de motoru çalışmayan Tunaoğlu ailesinin refakat eşliğinde Göcek’e götürülmesi nedeniyle o gece tüm kadroyu tamamlayamadık, ne yazık ki. Neyse ki, Yalabık ailesi ile buluştuk da FLYG filosu yedi teknenin altına düşmedi.

19 Mayıs sabahı kahvaltıların ardından tüm ekip toplandı, tek tip formalarımız ve şapkalarımız giyildi ve komodorumuz Korhan Kaptan öncülüğünde Bayrak törenimiz, saygı duruşumuz ve İstiklal Marşı söylememiz belki de Gemiler Adasında bir ilkti. Çevremizdeki diğer teknelerin de bizim törenimize uzaktan da olsa katılmaları çok hoştu bizler için de...

 
Öğlene doğru yine birer birer denize açıldık. Yine rüzgar yok ve biz de “yelken yerine çevre gezisi yapalım bari” diyerek Ölüdeniz’e olabildiğince yaklaşıp, kıyıdan seyirle Kelebekler Vadisi’ne kadar motor seyri yaptık. Alargada demirleyip öğlen yemeklerimizi yedikten sonra, akşam buluşacağımız Göcek - Göbün koyuna doğru demir aldık. Zaman zaman yelken takviyesi yaptıysak da genelde motor seyri ile Domuz adası boğazına girdik ve Göbün’e iskelenin en ucuna bağlandık. Bu akşam burada restaurant’ta yemek yiyeceğiz. Muammer’in ekibi iyice kalabalıklaşmış, daha önceki gelişlerim hep sezonun iyice dışı olurdu ve ben bu restaurantı ve koyu bu kadar kalabalık hiç görmemiştim. Daha sonra Muammer ile sohbet ederken bir gece önce 67 tekne ve yaklaşık 400 kişiye servis verdiklerini öğrenince az kalsın küçük dilimi yutuyordum. Demek ki sezonda Göbün’ün o güzelim tava ekmekleri, tazecik meze ve balıklarının tadına bakmak oldukça zor. Planları ona göre yapmak gerek.

Son günün de rüzgarsız geçeceği anlaşılınca, Göcek koylarında keyif yapalım bari dedik ve açıldık. Bir kaç koya girip çıktık ve biten suyumuzu takviye için Bedri Rahmi koyuna yanaştık, oradan Tersane Adasına yemek molası için girdiğimizde baktık ki komodor teknemiz de orada. Demir atmadan aborda olduk ama birkaç dakika içinde rüzgarın ters esmeye başlaması ve uygun demirleme yeri de olmaması nedeniyle ikimiz de oradan ayrılıp Yassıcalar’a geçip orada yemek molamızı verdik. Artık yavaştan geri dönüş vakti geliyor ve yine bir geziyi bitirmenin hüznüyle sessiz sessiz dümen tutuyorduk. Yakıtımızı alıp, Skopea Marina’ya bağlanıp, teknemizi teslim edip, dönüşe geçtik ve 4. FLYG Eğitim Gezimiz de böylece sona erdi.

 
Bu sefer rüzgar bizi yalnız bıraktı, doğru – dürüst yelken keyfi yapamadık. Olsun varsın, yine de şimdiye kadar en kalabalık ve en çok tekneyle yaptığımız geziydi. Bir ara 8 tekneye kadar çıktı sayımız. Komodorumuz kurt denizci Korhan Sökmen’in Catamaran Vega’sı başta, skipper’larımız bendeniz, Tanju Aktuğ ‘71, Anıl Çivi ‘86, Reha Gülümser FLYG, İlker Temuçin FLYG, Neşe Yalabık ’67 ve Sinan Tunaoğlu ‘73 idaresindeki teknelerde yediden yetmişe (Gerçekten de en gencimiz 7, en yaşlımız 70 yaşındaydı) tam 66 kişiydik. Bazısı tecrübeli bazısı yelkenliye hayatında ilk kez adım atmış tam 66 kişi. Sadece Fen Liseliler de değildi grubumuzun tamamı. Yıllardır AFLİVA-DEM olarak verdiğimiz Denizcilik Seminerlerine katılmış, amatör denizci belgelerini almış, veya belgesi olmadığı halde yelkene ve denize gönül vermiş pek çok dostumuz var bizim, onlar da bizimleydi.

 


Sık sık rüzgar çıksın diye çağrılar yaptık, arada yunuslarla seyrettik, bol bol güldük eğlendik, hep beraber yedik, içtik, söyledik. Bu organizasyon bence Türkiye ölçeğinde belli boyutları aştı artık; hatta belki de Dünya’da bile çok az benzeri vardır. Hem de dört yıl gibi çok kısa bir sürede. Tüm katılanlara ve bu organizasyonu kusursuz hale getiren başta Suat Tülek ’73 ve Anıl Çivi ’86 ya sonsuz teşekkür borcumuz var.


Önümüzdeki sene sizleri de bekleriz.