|
Attila İlhan’ın roman kahramanı “bilezikli Kalyopi”yi anımsar mısınız? Bu adı içimden bile söylesem bir şiir tadı alır, birkaç notalık da olsa bir müzik hissederdim hep, meğerse Kalyopi Elencede güzel sesli demekmiş! İlk hecenin kökü Elencede “iyi, güzel” anlamına gelen kalli sözcüğü oluyor, bu sözcük.“iyi günler, günaydın” demek olan kalimera’da da var. Opos ise “ses” anlamına geliyor, yani kalyopi, “güzel sesli” demek oluyor. Aslında on dokuzuncu yüzyılda buharla çalışan bir piyanoya da bu adı vermişler ama, bu çalgının çok yaygınlaştığı söylenemez.
Kuşkusuz burada asıl söylenmesi gereken Kalyopi’nin ya da Calliope’nin Elen mitolojisindeki dokuz Musa’dan, yani dokuz esin perisinden birisi olması, hatta kendisi bu dokuz kardeşin ekip şefi. Kalyopi aynı zamanda Orfe’nin de annesi, hani lir çalan, hayvanlarla konuşan, Trakyada yaşamış ve ölmüş Orpheus’un. Aslında Musalar bugün de birçok yol bulup gündelik yaşamımıza girmeye devam ediyorlar. Müze, müzik – musiki, mozaik... hep onların adından türemiş. Ama önce buradaki Musa sözcüğünün peygamber adı olan Musa gibi, her iki heceyi de uzatarak okunmaması gerektiğini anımsatalım, bu sözcüğü “masa” der gibi söylemek gerek. Ha, bazıları Musalar yerine Müzler diyor, o da yanlış sayılmaz, sözcüğün batı dilleri üzerinden dolaşarak dilimize girmiş bir sürümünden başka bir şey değil. Ama ben Musalar demeyi tercih ediyorum, sözcüğün daha özgün biçiminin böyle olduğunu düşündüğüm için. Acaba Musaların adı, Musa peygamberin adı ile ilişkili mi? Pek değil gibi görünüyor... Bilenler, Musa peygamberin adının en eski biçiminin Mosheh olduğunu söylüyorlar, bu adın da eski Musırlıların “oğul, çocuk” anlamında kullandıkları mesu sözcüğüyle bağlantılı olduğunu, bu sözcüğün İbraniceleştirilmiş hali olduğunu tahmin ediyorlar. Biz yine kendi Musalarımıza dönelim. Eski Elencedeki mousa sözcüğünün izini geriye doğru sürdüğümüzde, Hint – Avrupa köken diline, bu dilde “düşünmek, anımsamak” demek olan men-, mon- önekine ulaşıyoruz. Efendim, Mnemosin’in (bu ad da “anımsamaya, belleğe ilişkin” demek) Zeus’tan olma dokuz kızı sayılan Musalar, antik dönemde sanat tanrıçaları olarak pek sevilir, pek tutulurmuş. Onlara adanmış kutsal yerlere de mouseion denirmiş. Milattan önce üçüncü yüzyılda II. Ptolemaios Philadelphos’un İskenderiyede kurduğu kütüphane ve araştırma merkezine verdiği bu ad, Latincede museum biçimine girmiş. Yüzyıllar sonra tekrar anımsanan bu sözcük, 17. yüzyılda başlangıçta bir kütüphane olarak kurulan British Museum’un adında yer almış. Museum sözcüğü 1683’ten itibaren “nesnelerin sergilendiği yer” anlamına kavuşmuş. Daha da sonraları arkeoloji biliminin gelişmesine, etnografyanın yaygınlaşmasına koşut olarak nesneleri sergileme ihtiyacı da artmış, sonuçta hem sergileme binaları çoğalmış, hem de müze sözcüğü oraların adı olarak birçok dilde kullanılır olmuş. Böylece Musalar insanoğlunun gündelik yaşamında hatırı sayılır bir yer almaya başlamışlar, hem de insanlara varlıklarını pek fark ettirmeden! Bir de mozaik sözcüğü var. Ortaçağda yapılan mozaikler genellikle Musalara adandığı için, onlara musaicum, yani “Musalara ilişkin” adı verilmiş. 14. – 15. yüzyıllarda da bu sözcük bütün batı dillerine yayılmış.
Şimdi gelelim müzik sözcüğüne. Eski Elencede Mousika tekhneifadesi, “Musalara ilişkin sanat” demek oluyor, ama Musaların öteki sanatlarından çok müzik için kullanılıyor. Sonra bu ifadenin Latincede musika olduğunu, 12. yüzylda eski Fransızca’da musique biçimini aldığını, 13. yüzyılda İngilizceye music olarak geçtiğini görüyoruz. Bu arada, Arapçada da aynı kökten gelen sözcükler kullanılıyor; önce mûsika biçimide, sonra da musiki olarak. Biz hem doğulu, hem batılı bir toplum olduğumuzdan, musiki’yi de alıyoruz, müzik sözcüğünü de, aynı sözcüğün bu iki sürümü dilimizde kardeş kardeş yaşamaya devam ediyor. “Musalardan biri bir köşeye saklanmış olabilir mi, acaba?” diye, her müzeye gidişimde sağıma soluma bakarım, dipleri köşeleri teftiş ederim. Şimdiye kadar Musalardan birisini göremedim doğrusu, ama bazen onları hissettiğim oluyor. Siz de bundan sonra bir deneyin bakalım, Musaları hissedebilecek misiniz?
|